Erdoğan Vatikan’da Papa ile görüştü

Erdoğan, 1959’dan beri Vatikan’da Papa ile görüşen ilk, 1960’te diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana ise Vatikan’ı ziyaret eden tek Türkiye Cumhurbaşkanı oldu.

BBC Türkçe’den Övgü Pınar’ın haberine göre, Vatikan’daki Papalık Sarayı’nın kütüphanesinde 09:30’da başlaması planlanan görüşme, Erdoğan’ın gecikmesi nedeniyle yaklaşık 20 dakika geç başladı. Papa’yı ziyaret eden liderler nadir olarak geç kalsa da bu konudaki rekor, 2013’teki ziyaretinde 50 dakika, 2015’teki ziyaretinde ise tam 70 dakika geç gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ait. İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth de 2014’teki ziyaretinde yaklaşık 20 dakika gecikmişti.

Erdoğan’ın Papa ile görüşmesi yaklaşık 50 dakika sürdü. Papa’nın geçen yıl ABD Başkanı Donald Trump’la görüşmesi de yaklaşık 30 dakika sürmüştü. Papa-Putin görüşmesi 50 dakika, 2014’teki Obama görüşmesi ile ise 1 saat kadar sürmüştü.

Görüşmenin sonunda Erdoğan Papa’ya, İstanbul panoramasının resmedildiği bir çini tablo ile ayrıca Mevlana’nın Mesnevisi ve Mevlana’yla ilgili birkaç kitap da hediye etti.

‘BARIŞ MADALYONU’ HEDİYESİ

Papa ise Erdoğan’a, üzerinde “barış meleğinin şeytanı boğarken görüldüğü” bir madalyon hediye etti. Papa’nın bu sırada “Bu madalyon, barış ve adalete dayalı bir dünyayı temsil ediyor” dediği duyuldu.

Erdoğan ise bu hediyeyi teşekkür ederek kabul etti.

Papa’nın diğer hediyeleri arasında Vatikan’daki San Pietro Bazilikası’nın gravürü, kendi yazdığı ekonomik adaletsizlik ve çevre sorunları hakkındaki genelgesi “Laudato Si” ve Dünya Barış Günü için yayımladığı “göçmenler ve mülteciler” konulu mesajı da yer aldı.

Papa ile Erdoğan’ın tercümanlar eşliğinde başbaşa yaptığı görüşmenin ardından Papa Türk heyetini de selamladı.

Papa, heyetin ayrılmasının ardından Erdoğan ve eşine salonun kapısına kadar eşlik etti. Bu sırada Emine Erdoğan’ın İngilizce olarak “Nice to meet you” (Sizinle tanıştığıma memnun oldum) dediği duyuldu. Papa’nın cevabı duyulamazken Erdoğan da Türkçe olarak “Biz de dua bekliyoruz” dedikten sonra salondan ayrıldı. Papa hemen her görüşmesinin sonunda konuklarına “Lütfen benim için dua edin” diyor.

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/erdogan-vatikan-da-papa-ile-gorustu-203081.html

Muharrem İnce: Kurultay sonuçlarına sevinen iki kişi var…

CHP Genel Başkanlığı’na aday olan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, kurultay sonuçlarını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun 790 oyla yeniden genel başkan seçildiği kurultayla ilgili olarak İnce, “Son sözü delege söyledi, diyorlar halbuki son sözü millet söyleyecek. Dünkü sonuçların iki sevineni var: Tayyip Erdoğan ve Meral Akşener” dedi.

Muharrem İnce, kullanın 1253 oyun 447’sini almıştı. İnce, mükerrer oy krizinin yaşandığı kurultayla ilgili olarak yaptığı ilk açıklamada “Haklı mücadelemiz sürecek” demişti.

Habertürk yazarı Nagehan Alçı’nın, Muharrem İnce’nin açıklamalarına da yer verdiği (5 Şubat 2018) yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Muharrem İnce: Ümit Kocasakal ile hiç benzerliğim yok

Cumartesi günkü CHP genel başkanlık seçimine hiç kuşkusuz Muharremİnce damga vurdu. Belli ki partide mevcut politikalardan bir rahatsızlık var. Muharrem Bey bunu görmüş ve damarı yakalamış. 447 oyu sürpriz bir başarı olarak yorumluyorum.

İnce ile biraz önce (pazar öğlen) konuştum. Kısık bir sesle açtı telefonu. Keyifliydi ama ses tellerinden şikâyetçiydi. Belli ki dünkü konuşmadaki yüksek volüm hasar bırakmış. Ancak sonuç moralini yükseltmiş gibiydi. İlk olarak şunu dile getirdi: “Son sözü delege söyledi, diyorlar halbuki son sözü millet söyleyecek. Dünkü sonuçların iki sevineni var: Tayyip Erdoğan ve Meral Akşener.”

İnce, mükerrer oy meselesinde de Divan’ı suçladı: “49 oy mu diyorlar, bu 49’un listesinin yayınlanması ve yeniden sayılması gerekirdi. Bir algı oyunu yaptılar. Genel başkan tüzüğü çiğnedi.”

Yarışı yeniden Kemal Kılıçdaroğlu kazanmış olsa da ben Muharrem İnce’nin bu mücadelede kararlı olduğunu gördüm. Devam edecek. Bir de diğer adaylarla kıyaslanmaktan rahatsız: “Ben 1920’lerin Türkiye’sine dönmek istemiyorum. Ümit Kocasakal ile hiç benzerliğim yok. Beni onlarla karıştırmayın! Bu saatten sonra köy enstitüleri mi kurulur? Köyde çocuk yok ki! Çocuklar gecekondularda!”

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/muharrem-ince-kurultay-sonuclarina-sevinen-iki-kisi-var-203056.html

‘ABD askeri de hedefimiz olur’

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde başlatılan Zeytin Dalı Operasyonu’nun 16’ncı günü geride kaldı. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Afrin’de YPG üniformalı kim varsa hedefte olduğunu, ABD’nin bu konuda istisna sayılmayacağını söyledi.
CNN Türk’te katıldığı programda açıklamalarda bulunan Bozdağ, “YPG üniformalı ABD askeri de olsa hedeftir. Eğer ABD’li askerler teröristlerin kıyafetlerini giyer ve teröristlerin arasında onlardan gözükerek Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı saldırırlarsa hiç tereddütsüz bu noktada ayrım yapma şansımız olamaz” ifadelerini kullandı.

‘Münbiç’e de gireriz’
Bu operasyonla yetinmeyeceklerini de belirten Bozdağ, “Eğer Münbiç’ten bunlar çıkmazsa Münbiç’e gireriz, Fırat’ın doğusuna gireriz” dedi.

“ABD’ye terör unsurlarının çekilmesi için bir süre verildi mi?” sorusu üzerine Bozdağ, net süre verilmediğini ifade etti. Bozdağ, “Ama biz şunu net söylüyoruz, Zeytin Dalı Harekâtı’ndan sonra eğer buralarda bir gelişme olmazsa Türkiye’nin başlatacağı üçüncü harekât bu bölgeye [Münbiç] olacaktır. Bunu net söylüyoruz. Bizim bu noktada kararlılığımızı kimse sınamamalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’den ‘hassasiyet’ bekliyor
ABD’li yetkililerin “Türkiye ile karşı karşıya gelmeyiz” şeklindeki açıklamalarına da değinen Bekir Bozdağ, şu ifadeleri kullandı; “Biz de aynı şeyi söylüyoruz. ABD ile Münbiç’te veya Fırat’ın doğusunda veya başka bir yerde karşı karşıya gelmeyi hiç istemeyiz. Ama bu konuda Türkiye’nin gösterdiği hassasiyetin bir benzerini ABD’nin de göstermesi lazım.” Bozdağ, Türkiye’nin sınır bölgesine yapılan saldırılara karşı sınırın geçici boşaltılması gibi bir tedbir alınıp alınmayacağının sorulması üzerine de gerekli tedbirlerin alındığını söyledi ve “Vatandaşlarımızın nakli veya yer değişikliği gibi düşüncemiz ve çalışmamız söz konusu değildir” diye konuştu.

İlerleme sürdü
Öte yandan sahada ise, Afrin’in kuzey doğusundaki Şeyh Horoz mevkisinde bir TSK tankının saldırıya uğramasının ardından, söz konusu bölge yoğun ateş altına alındı. Afrin kırsalındaki Darmık Dağı’nın çevresinde insansız hava araçları tarafından belirlenen mevziler savaş uçaklarıyla vuruldu.

Sınırda konuşlu Fırtına obüsleri de Kilis-Hatay hudut hattındaki Darmık Dağı bölgesinde tespit edilen PYD’ye ait hedefleri yoğun olarak ateş altına aldı. Bu arada bölge, askeri araç gereç ve personelle takviye edildi.

TSK ve ÖSO mensuplarının, Afrin’in kuzey kesimlerindeki Bülbül beldesindeki stratejik Huruz Dağı’na gece saatlerinde başlattıkları operasyonu tamamladığı aktarıldı. Anadolu Ajansı, dağın yakınlarındaki hedeflere yönelik operasyonların sürdüğünü duyurdu.

TSK’den açıklama
TSK’den yapılan açıklamaya göre Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen hava harekâtı ile sığınak, barınak, mühimmat deposu ve silah mevzii olarak kullanılan beş hedef vuruldu. Açıklamada “Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında bölgeden elde edilen bilgilere göre 35 PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiştir. Harekâtın başlangıcından itibaren etkisiz hale getirilen terörist sayısı 932 olmuştur” denildi.

Yıldırım cenazede, gazeteciler dışarıda
Öte yandan Kilis’e yapılan roketli saldırısı sonucu yaşamını yitiren Piyade Uzman Çavuş Ahmet Bayram, dün son yolculuğuna uğurlandı. Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde düzenlenen cenaze törenine Başbakan Binali Yıldırım da katıldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ile birlikte geniş güvenlik önlemi altında törene katılan Yıldırım, tören alanına geldiğinde basın mensupları dışarıya çıkartıldı.

Önceki günkü saldırılarda yaşamını yitiren askerler için de memleketlerinde cenaze törenleri düzenlendi.

Tank saldırısı araştırılıyor
Şeyh Horoz bölgesinde önceki gün TSK’ye ait bir tankın isabet alması sonucu beş asker yaşamını yitirmişti. Bunun dışında önceki gün de çatışmalarda bir asker Afrin’de bir asker ise Kilis’te yaşamını yitirmişti. Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ, tanka yapılan saldırıyla ilgili “Saldırıda kullanılan silahla ilgili tespit çalışmalarına devam ediliyor. Hangi ülkeye ait, şu ana kadar yapılmış bir tespit yok” açıklamasını yaptı.

***

2 ASKER YAŞAMINI YİTİRDİ, 5 ASKER YARALI

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Zeytin Dalı Operasyonu’nun 16’ncı gününde 2 asker öldürüldü, 5 asker ise yaralandı. Açıklamada, “Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında, 04 Şubat 2018 tarihinde PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü unsurlarına karşı gerçekleştirilen operasyonlarda, iki kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, beş kahraman silah arkadaşımız yaralanmıştır. Hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehitlerimizin kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabır diler; yaralanan kahraman silah arkadaşlarımıza acil şifalar dileriz” denildi.

***

Eğitime ‘güvenlik’ gerekçesiyle ara verildi!

Zeytin Dalı Operasyonu’nun başından bu yana Afrin’den atılan roketlerin hedefinde olan Kilis ile Hatay’da, ‘güvenlik’ gerekçesiyle eğitim-öğretime 12 Şubat’a kadar ara verildi.

Kilis Valiliği tarafından yapılan açıklamada, “Kilis merkezi ve merkez ilçeye bağlı köylerimizdeki okullarımızda 2017- 2018 yarıyıl tatili bir hafta süreyle uzatılmıştır. İkinci yarıyıl eğitim ve öğretim dönemi 12 Şubat 2018 Pazartesi günü başlayacaktır” denildi. Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre ise Reyhanlı, Kumlu, Kırıkhan ve Hassa ilçelerinde de okullar bir hafta daha tatil olacak.

Operasyonun başlamasının ardından, Kilis ve Hatay’a 90’dan fazla roket atılmış; en az altı kişi roketler yüzünden yaşamını yitirmişti. Saldırılarda 100’den fazla kişi de yaralandı.

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/abd-askeri-de-hedefimiz-olur-203045.html

Bülent Ortaçgil ve Sena Şener aynı sahneyi paylaşacak

Ülkemiz kent müziğinin en önemli isimlerinden biri olan Bülent Ortaçgil, alternetive/rock müziğine yeni bir soluk getiren Sena Şener ile ’14 Şubat Sevgililer Günü’nde, Kadıköy Dorock XL sahnesinde bir araya geliyorlar.

Konser saat 21.30’da başlayacak.

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/bulent-ortacgil-ve-sena-sener-ayni-sahneyi-paylasacak-202821.html

Gencebay’a suçlama: ‘Kurumu, şirket yönetir gibi yönetti,

Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği (MESAM), Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan kuruma ‘etnik ve mezhepsel örgütlenme’ suçlaması yönelterek istifa eden Orhan Gencebay’a sert ifadeler içeren bir açıklama yayımlayarak tepki gösterdi. Arif Sağ, Cahit Berkay, Metin Karataş, Ali Haydar Timisi, Ali Rıza Binboğa, Celal Ulusu’nun imzasını taşıyan açıklamada “Orhan Gencebay MESAM Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığı yaklaşık 18 aylık dönemde kurumu demokratik olmayan bir şekilde, kendi şahsi şirketi gibi yönetme teşebbüsünde bulunmuştur. Farklı görüşlere tahammülsüzlüğünü defalarca göstermiştir. Toplantılarda gündem dışı konular hakkında saatlerce konuşarak yönetim kurulunun çalışmalarını sekteye uğratmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Hürriyet’in haberine göre, Orhan Gencebay bu ayın başlarında Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği’nde (MESAM) iki yıldır üstlendiği yönetim kurulu başkanlığından istifa etmişti.

Orhan Gencebay, sosyal medyaya sızan istifa dilekçesinde, “Bir sanatçı topluluğuna yakışmayacak davranışlarla karşılaştım. Şeffaf ve denetime açık yönetim olmasını, toplantıların kayıt altına alınmasını istedim ama kabul edilmedi” ifadelerini kullanmıştı.

Orhan Gencebay istifa dilekçesini, “MESAM, etnik köken ve inanç üzerinden örgütlenerek faaliyette bulunulacak veya ele geçirilecek bir kurum değildir. ‘Benim adamlarım’ veya ‘Bize oy verecekler’ gibi söylemleri kabul etmem mümkün değildir. Üyelerin siyasi görüşü, inancı, kültürü ne olursa olsun; hepsi bizim için değerli, hepsi bizim başımızın tacıdır. Onların arasında kaynaşmayı sağlamak, sadece benim değil, hepimizin görevi” diye sürdürmüştü.

“İftiraya yönelik bir iddiadır”

Orhan Gencebay’ın bu dilekçesine Arif Sağ Başkanlığı’ndaki MESAM Yönetim Kurulu Üyeleri yanıt verdi. Açıklamaya Arif Sağ, Cahit Berkay, Metin Karataş, Ali Haydar Timisi, Ali Rıza Binboğa, Celal Ulusu imza attı.

“MESAM’ın en önemli ilkelerinden biri şeffaflık ilkesidir. Bu anlamda kurumumuz hem denetleme Kurulu, hem bağımsız denetim firmaları hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı ve ilgili teftiş kurulu başkanlıkları tarafından denetlenmektedir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Arif Sağ başkanlığındaki yönetim kurulumuz 8 senelik yönetim dönemleri içerisinde tüm bu denetlemelerden alnının akı ile çıkmış, hatta bu asılsız iddialara karşı ilgili bakanlığa dilekçe vererek denetleme talebinde bulunmuş yine yapılan tüm denetlemeler sonucu en küçük bir usulsüzlük veya yolsuzluğa rastlanmamıştır. Ayrıca geçmiş genel kurullarda Sayın Orhan Gencebay’ın da desteklediği muhalif ekip tarafından yapılan pek çok usulsüz ve hukuk dışı uygulama tarafımızdan açılan davalarla mahkemeler nezdinde tespit edilerek Arif Sağ başkanlığındaki yönetim kurulumuzun haklılığı hukuk önünde de tescillenmiştir. Tüm bunlara rağmen hala MESAM içinde şeffaflığın olmadığını savunmak en kibar hali ile gerçeği yansıtmayan, taraflı ve iftiraya yönelik bir iddiadır.”

“Kendi şahsi şirketi gibi yönetme teşebbüsünde bulunmuştur”

Orhan Gencebay’ın istifa dilekçesindeki iddialara yanıt veren açıklamada şu satırlara da yer verildi:

“MESAM’a hiçbir katkısı olmayan, görevini yerine getirmede yetersiz personelle çalıştığımız iddiası da tamamen gerçek dışıdır. Şöyle ki; 8 yıl önce kendisinin istifa edip giderken bıraktığı MESAM’ın yaklaşık 9 milyon Lira zararı bulunmaktaydı. Yani MESAM kasasında olmayan bir parayı üyelerin gelirlerinden harcayan eksi bakiyede bir kurumdu. Arif Sağ’ın başkanlığı döneminde bu gider fazlası tamamen kapatıldı. Bu gün MESAM’ın kasasında 3 milyon Liraya yakın gelir fazlası var. Yani eksi 10 milyon lira ödendi, fazladan da kuruma 3 milyon Lira kazanç sağlandı. Sayın Orhan Gencebay’ın yetersiz bulduğu, MESAM’a hiçbir katkısı bulunmayan personellerimiz çalışmaları ile son 8 yılda geçmişten gelen tüm borçların kapatılmasını sağladığı gibi MESAM’ı bu gün kasasında yaklaşık 3 milyon lira’lık artı bakiyeye taşıyan bir ekiptir. Kendisinin geçmiş dönemde yeterli bulduğu ve birlikte çalıştığı personelin kurumu yaklaşık 10 milyon Lira zarara uğrattığı düşünülürse ortada ciddi çok ciddi bir iftira ve haksız itham olduğu görülecektir. Sayın Orhan Gencebay MESAM Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığı yaklaşık 18 aylık dönemde kurumu demokratik olmayan bir şekilde, kendi şahsi şirketi gibi yönetme teşebbüsünde bulunmuştur. Farklı görüşlere tahammülsüzlüğünü defalarca göstermiştir. Toplantılarda gündem dışı konular hakkında saatlerce konuşarak yönetim kurulunun çalışmalarını sekteye uğratmıştır.”

“Arif Sağ’ın hastalığı sebebiyle katılamadığı…”

Orhan Gencebay’a dair suçlamalara da yer verilen açıklamada “Kurulduğu 1986 yılından beri 32 senedir tüm olağan genel kurulları hafta sonu yapılan MESAM’ın bu geleneğini ortadan kaldırarak, Arif SAĞ’ın hastalığı sebebiyle katılamadığı bir toplantıda genel kurulun hafta arasına alınması kararı çıkartarak şehir dışından ve yurt dışından gelen MESAM üyelerinin genel kurullara katılımının önüne geçmek istemiştir” denildi.

“Esefle kınıyoruz”

Arif Sağ başkanlığındaki Yönetim Kurulu üyeleri Orhan Gencebay’ın istifa dilekçesinde yer alan “etnik köken” ifadelerine de yer verildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

“’Vatanına ve milletine büyük bir aşkla bağlı bir sanatçı olarak MESAM’ın etnik köken ve inanç üzerinden örgütlenerek faaliyette bulunulacak ve ele geçirilecek bir kurum değildir’ sözleri ile ilgili olarak da; Kendisine sonuna kadar katılıyoruz. Bizler de vatanına, milletine, bayrağına ve ülkesine en az kendisi kadar büyük bir aşk ve sevgi ile bağlı olan sanatçılar olarak, kurumumuzun içinde bu tip ayrımcılıklar yapılmasına asla izin vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. MESAM eser sahiplerinin mali haklarının takibi ve toplu temsili amacı ile kurulmuş bir meslek birliğidir ve çatısı altındaki tüm etnik, siyasi, inançsal ve kültürel değerlere hiçbir ayrımcılık yapmadan saygı ve eşitlik çerçevesinde yaklaşır. Eğer Sayın Orhan Gencebay’ın bunun dışında bir iddiası varsa kendisini bu iddiasını kamuoyu ve hukuk önünde ispata davet ediyoruz. Aksi takdirde bu söylemleri ile ilgili tüm yasal haklarımızı saklı tuttuğumuzu kendisine bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu ülkede herkes kendi inancını, siyasi görüşünü ve etnik kimliğini tüm yurttaşlarımızla birlikte eşit şekilde yaşama hakkına sahiptir. Yönetim kurullarımızın da kendi içinde ülkemizi oluşturan siyasi, etnik ve inançsal zenginliği barındırması bizler için bir övünç kaynağıdır. Ancak görülüyor ki Sayın Orhan Gencebay kendisinin temsil etmediği bazı etnik, inançsal ve kültürel değerlerin yönetim kurullarımızdaki temsiliyetinden rahatsızlık duyuyor. Bunu esefle kınıyor, bazı basın mecralarında yer alan ve hakkımızdaki hedef gösterme operasyonu sebebi ile karşılaşabileceğimiz her türlü olumsuzlukla ilgili kendisinin sorumluluğu bulunduğunu saygılarımızla kamuoyuna duyuruyoruz.”

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/gencebay-a-suclama-kurumu-sirket-yonetir-gibi-yonetti-farkli-goruslere-tahammulsuz-202832.html

İtalya’da kadın sinemacılardan tacize karşı manifesto

İtalya’da sinema sektöründe çalışan 124 kadın bir manifesto yayımlayarak cinsel tacizin bir sistem sorunu olduğunu vurguladı ve “kadınlar ve erkekler arasındaki yeni dengeyi yansıtan bir toplum için birleşme” çağrısı yaptı.

BBC Türkçe’den Övgü Pınar’ın haberine göre, ilk olarak La Repubblica gazetesinin internet sitesinden yayımlanan “Ortak muhalefet” başlıklı manifestoda, Ambra Angiolini, Isabella Ferrari, Valeria Golino, Giovanna Mezzogiorno, Alba Rohrwacher gibi uluslararası şöhrete sahip aktrislerin yanı sıra kamera arkasında çalışan kadınların da imzası bulunuyor.

Manifesto, “Gösteri dünyasındaki kadınlardan tüm kadınlara: Çalışma alanlarının yenilenmesi ve kadınlarla erkekler arasında yeni bir dengeyi yansıtan bir toplum için birleşelim” seslenişiyle açılıyor.

‘BENZER ŞEYLERİ YAŞADIK’

ABD’deki Weinstein vakasından bu yana çok sayıda ülkede özellikle sinema sektöründeki kadınların “sıradan ve bir o kadar da kan dondurucu gerçekleri ifşa ettiği” hatırlatılıyor ve şöyle devam ediliyor:

“Bu metin, İtalya’da konuşma cesareti gösteren ve bu yüzden saldırıya uğrayan kadınlarla dayanışma eylemidir. Sizlere teşekkür ediyoruz, çünkü biliyoruz ki söyledikleriniz doğru, bunu biliyoruz çünkü biz de farklı şekillerde de olsa benzer şeyleri yaşadık. Sizi destekliyoruz ve gelecekte de yaşadıklarını anlatacak olanları destekleyeceğiz.”

‘YA ALIŞIRSIN YA SİSTEMDEN ATILIRSIN’

İmzacılar, kadınların iş yerlerinde “Ya alışırsın ya da sistemden atılırsın” mesajıyla haksızlıkları ve tacizi sineye çekmeleri için bastırıldığını söylüyor.

Metinde, “cinsel tacizin bir bireyin patolojik sorunundan değil sistemden kaynakladığına” dikkat çekmenin bu kültürün itibarının azaltabileceği de vurgulanıyor. Bu yüzden de “Biz tek bir tacizci bireye işaret etmiyoruz. Biz tüm sisteme karşı çıkıyoruz” deniliyor.

Manifesto, “Artık korkmayı bıraktığımız bir zamandayız” sözleriyle noktalanıyor.

‘VİCDAN YIKAMA ÇABASI’ SUÇLAMASI

La Repubblica’nın ardından diğer gazetelerin de yayımladığı manifesto eleştirilere de neden oldu.

Amerikan New Yorker dergisine konuşarak Harvey Weinstein’ın kendisini taciz ettiğini açıklayan isimlerden biri olan, aktris ve yönetmen Asia Argento manifestoyu “vicdan temizleme çabası” diye yorumladı. Asia Argento, 20 yıl kadar önce Weinstein’ın kendisine tecavüz ettiğini söylediğinde İtalya’da bazı kesimlerin eleştirilerine hedef olmuştu. Sağcı Libero gazetesi, Argento’yu suçlayan yazılara yer vermiş, Argento ise gazeteye dava açmıştı.

‘BİR KEZ BİLE DESTEK MESAJI VERMEDİLER’

Bu süreçte destek görmediğini söyleyen Asia Argento, 124 kadının manifestosuyla ilgili olarak da “Her şeyi o kadar yumuşatmışlar ki ne dedikleri bile anlaşılmıyor. Bizi (taciz vakalarını ifşa eden kadınları) sessizlikle karşıladıkları için vicdanlarını temizlemeye çalışıyorlar” dedi.

Argento, bu manifestoyu imzalayan kadınların kendisine bir kez bile destek mesajı vermediğini, hatta karşılaştıklarında yüzlerini çevirdiklerini de söyledi.

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/italya-da-kadin-sinemacilardan-tacize-karsi-manifesto-202833.html

Kadınlar MorFest’te buluşuyor

Kadıköy Sahne’de 8 Şubat’ta sadece kadınların katılımına açık bir parti düzenlenecek.

Dansların, canlı performansların ve dj perfromansların olacağı etkinlik 8 Şubat Perşembe günü Kadıköy Sahne’de gerçekleşecek.

Saat 21.00’de başlayacak konserin biletleri Kadıköy Sahne’den temin edilebilecek. Ayrıntılı bilgi alabilmek için: 05394597169

kadinlar-morfest-te-bulusuyor-422879-1.

MorFest için yapılan çağrı şöyle:

“HADİ KADINLAR, MORFEST KADIN PARTİSİ’NDE TOPUKLARI PİSTE VURMAYA, DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEYE!

İsterse geceleyin ıssızlık içinde olsun,
İsterse sokakta kalabalık içinde olsun,
O hayal havada raks eden bir meşale her dem!

Eylemlerde yeşerttiğimiz umudu ve dayanışmayı, bir adım daha ileriye taşımak için; birbirimizin elini bir kez daha tutmak ve birbirimizden aldığımız gücü büyütmek için bir yola çıkmış, Mor Fest’in ilk adımını birlikte atmıştık…

MorFest’ten ilham aldık, bir hayal kurduk!

MorFest’in ve 2017 yılındaki kadın hareketinin verdiği ilhamla bir hayal kurduk. Erkek egemenliği, aile, din, tek adam baskısına karşı kadınların dayanışmasının kurulması için bir araya gelelim dedik. Bu bir araya geliş 2018 yılında tek bir kadının dahi yalnız hissetmemesini sağlamak, tek başına ya da hep beraber, işyerinde veya evde, gecenin bir yarısında ya da sabahın bir köründe nerede ve ne zaman olursa olsun tüm kadınların kendini güç hissedebileceği bir kadın dayanışmasını kurmak için bir adım.
MorFest Kadın Dayanışma Partisinde yan yana gelelim, dans edelim, şarkılar söyleyelim, gülelim, eğlenelim kendimiz için bir şeyler yapalım… Daha güçlü, daha birlikte olalım.

En nihayetinde dans edemeyeceksek bu bizim devrimimiz değildir!
Sadece kadınların katılımına açık olan parti ilgili ayrıntılı bilgi alabilmek için: 05394597169″

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/kadinlar-morfest-te-bulusuyor-202858.html

Kadıköy Sineması değişim için hazır

DERYA AYDOĞAN [email protected]

Erol Kocadağ’ın 50 yıl önce İstanbul’da açtığı Kadıköy Sineması döneminin ruhunu yansıtan önemli salonlardan biri. Son 20 yıl boyunca kurucuları tarafından başkalarına kiralanan salon, neredeyse hiç tadilat görmediği için yıpranmış durumda olsa da Kocadağ’ın torunu Erol Yusuf, tarafından tekrar çalıştırılmaya başlandı. Temmuz ayında salonun tadilata gireceğini söyleyen Erol Yusuf’a, salonun mevcut durumunu ve yapılacak değişiklikleri sorduk.

» Salonla ilgili büyük bir değişim yapılacağı konuşuluyor. Neler değişecek?
50 sene önce ilk yapıldığında ödül almış bir salondu burası. O yüzden salonun mimarisine hiç dokunulmayacak. Fuaye alanı yenilenecek, altyapısı tamamen değişecek, ses sistemi dahil her şeyin değişmesi gerekiyor. Salonların zeminleri tekrar kaplanacak. Mimari çalışmamızı şimdi planlıyoruz ama dediğim gibi dokuyu koruyacağız. Tadilatı ise yaz dönemine denk getireceğiz çünkü bu aralar çok iyi filmler var gerçekten ve onları göstermek istiyoruz. 6-17 Nisan tarihleri arasında da İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği İstanbul Film Festivali’ne de ev sahipliği yapacağız.

» Salon şimdi ne durumda?
Buraya hiç iyi bakılmamış. Tavan eklemelerle 10 santim kısalmış mesela. Tadilat sürecinden sonra salon 10 cm daha yüksek olacak. Eski hali gibi. Çok büyük bir masraf bizi bekliyor bunun farkındayız.

»Kaç yıldır başkaları işletiyordu salonu?
50 yıl önce dedem Erol Kocadağ tarafından kurulmuş burası. Yaklaşık 30 sene kadar da onlar çalıştırmış. Son 20 senedir ise kiradaydı ve başka işletmeciler tarafından işletiliyordu. 1 Ocak 2018 itibariyle de biz açılışını yaptık. Heyecanlıyız diyebilirim.

kadikoy-sinemasi-degisim-icin-hazir-423514-1.

»Eski yapıların çoğu yıkılıyor ya da başka bir şeye dönüşüyor. Bu anlamda önemli bir misyon yüklenmek aslında yaptığınız.
Mesela, Beyoğlu Sineması zor günler geçirdi. Eski salonların birçoğu aynı sorunlarla karşılaştı. Ayakta tutmak kolay değil ama biz elimizden geleni yapacağız. Kadıköy bölgesi de zaten böyle sanatsal filmler konusunda çok fazla talep gören bir bölge. Biz, Başka Sinema’nın filmlerini gösteriyoruz. Daha çok sanat filmlerine yer veriyoruz. Vizyon filmleri dışında Cannes’da ödül almış filmler gösteriliyor. Aynı şekilde devam edecek. Şimdilik planımız bu.

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/kadikoy-sinemasi-degisim-icin-hazir-203053.html

Sahte engelli raporu düzenleyen 55 kişiye suç duyurusu

Sağlık Bakanlığı müfettişleri sahte engelli raporu hazırlayan kişileri açığa çıkardı. Hastane bahçesinde “doktorlar tanıdık” diyerek anlaştıkları kişilere 10 bin liraya varan ücret karşılığında sahte engelli sağlık kurulu raporu düzenleyen 55 kişi hakkında suç duyurusu yapıldı.

BİMER’e yapılan bir şikâyeti değerlendiren Sağlık Bakanlığı müfettişleri, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ismini kullanan sahtecileri açığa çıkardı.

Habertürk’ten Mert Neşet Muslu’nun haberine göre, Sağlık Bakanlığı denetçilerinin bir şikâyet üzerine yaptığı inceleme, İzmir’deki sahte engelli raporu vurgununu ortaya çıkardı. Bakanlık müfettişi, BİMER üzerinden yapılan bir şikâyet üzerine İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ismi kullanılarak verilen raporları mercek altına aldı. 7 Ekim 2016’da başlatılan inceleme, 6 Şubat 2017’de tamamlandı. Hazırlanan 72 sayfalık raporda, kendisi ya da yakını adına sahte engelli raporu alan kişilerin tek tek ifadelerine yer verildi.

GÜVEN KAZANDILAR

Teftiş raporunda, çetenin anlaştığı kişilerle yaptıkları görüşmeler tüm detaylarıyla aktarılırken, sistemin nasıl işlediği de gözler önüne serildi. Buna göre, sahte rapor hazırlayarak binlerce liralık haksız kazanç elde eden ve devleti zarara uğratan çetenin sistemi şöyle işledi: Çete, anlaştıkları kişilerden kimlik fotokopisi ve fotoğraf istedi. Hastaneyle de bağlantıları bulunmayan şüpheliler, “Doktorlar tanıdık” deyip hastane bahçesinde rahat davranarak güven kazandı. 10 bin liraya varan ücret karşılığında düzenledikleri sahte engelli sağlık kurulu raporlarında sahte mühür kullanarak gerçek olduğu havasını oluşturdular. Raporlarda çete üyelerinin görüşmelerinin ses kayıtları da yer aldı.

Rapor verilen kişileri konuşmamaları için tehdit ettikleri de belirlenen 55 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/sahte-engelli-raporu-duzenleyen-55-kisiye-suc-duyurusu-201212.html

Sakarya’da bir hastanede yemekten 309 kişi zehirlendi

Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, geçen hafta öğle yemeğinden zehirlenenlerin sayısı, 309 olarak açıklandı. Hastanede 12 kişinin tedavisinin sürdüğü belirtildi.

Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Merkez Kampüsü’nde, geçen perşembe günü, yedikleri öğle yemeğinden zehirlenen çok sayıda kişi, acil servise başvururken, bazı ameliyatlar da ertelenmişti. İl Sağlık Müdürlüğü ile adli makamların konuyla ilgili başlattığı idari ve adli soruşturma devam ederken, Sakarya Valiliği’nden açıklama yapıldı.

Valiliğin yazılı açıklamasında, 309 kişinin zehirlendiği belirtilerek, şöyle denildi:
“Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde meydana gelen gıda zehirlenmesiyle ilgili adli ve idari soruşturma devam etmektedir. Personellerimize, hasta ve refakatçilerimize tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, yaşanan bu üzücü olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızı ifade etmek istiyoruz. Gıda zehirlenmelerine sebep olan bakteri vücuda girdikten sonra belli bir kuluçka süresini tamamlayarak belirti vermeye başlamaktadır. Hastalığın etkilerinin ortalama 1 ile 3 gün arasında ortaya çıkması nedeniyle hasta sayımız günden güne değişiklik göstermiştir. Etkilerin ortaya çıkmaya başladığı ilk gün 71 olan hasta sayımız geçen süreç içerisinde bugün itibarıyla 22 doktor, 86 yardımcı sağlık personeli, 160 diğer hastane personeli, 17 hasta, 24 refakatçi olmak üzere toplam 309’dur. 24 Ocak tarihi itibarıyla 4 yardımcı sağlık personeli, 8 diğer hastane personelimiz olmak üzere 12 hastamız yatarak tedavi görmektedir. Hastalarımızın yapılan kontrollerinde genel durumlarının iyi olduğu tespit edilmiş, çoğu taburcu olacak duruma gelmiştir.” (DHA)

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/sakarya-da-bir-hastanede-yemekten-309-kisi-zehirlendi-201445.html